MySpace Graphics

Make Grunge Hearts at GlitterBell.com
Yazilarim - HaPPy HoUsE - Blogcu



« Önceki |

21/7/2007

BİR SEÇİM AREFESİNDE...

BİR SEÇİM AREFESİNDE…

Yarın 22 Temmuz 2007…

Ülke geleceğimiz için önemli; önemli olduğu kadarda oy kullanırken belki her zamankinden daha sağduyulu ve dikkatli davranmamız gereken bir gün. Sandık başına gittiğinizde bence kulaklarınızı tıkayın ve kalbinizin sesine kulak verin. Vicdani ve toplumsal sorumluluğunuzu düşünerek” EVET” mührünü basın… İnanın değişen dünyayla birlikte insanların siyasi düşünceleri de, ideolleri de değişebiliyor.10 yıllık siyasi hayatım boyunca tek savunduğum şey “DEMOKRASİ” y di… Gerçek anlamda demokrasiyi bu ülkede gördüm mü diye soracak olursanız bana, üzgünüm ki cevabım hayır olacak. İnanın her siyasi partide çıkarcılar ve dayılar mevcuttu. Bunun sebebi de elbette ki o siyasi partinin başındaki liderlerden kaynaklanmıyordu. Tek sebep kişilerin kendilerini demokrasiye hazırlamamış olmalarıydı. Bencillikler, hemşericilikler, adam kayırma ve sen-ben ilkesinden dolayı bu ülke gerçek anlamda demokrasiyi yaşayamadı yıllarca…

Basında kamuoyunda yapılan birçok siyasi araştırmaları, programları takip etmeye, halkın sesini dinlemeye çalıştım. Gördüm ki insanlar önceki yıllardaki gibi körü körüne ideollerinin peşinden koşmuyorlar, ülke işin faydalı işlerin yapıldığını gördükleri zaman yıllarca bağlı oldukları partiye değil de başka bir partiye oy vermeyi yürekten istediklerini gördüm.İşte asıl demokraside buydu.İnsanları düşünceleriyle değil de yaptıkları işleri gördükleri zaman yapılan emeğe saygı duyulduğu zaman ülke refah seviyesine ulaşacaktı.Sonuçta bu ülke hepimizin…

Yazımı sakın siyasi bir propaganda olarak değerlendirmeyin. Sadece sandık başına giderken ülkemizi, geleceğimizi düşünerek vicdanınızla baş başa kalarak oyunuzu kullanın. Teraziye artı ve eksileri yerleştirin. Hangisi ağır basıyorsa ona göre kararınızı verin. Ben on yılımı sadece bu ülke için harcadım.Kendimce bencil beklentilerim olduğundan  değil.İnanın iktidarda olan partilerle çalıştım ama bir kere olsun beklenti içinde olmadım.kırıldım,kızdım ama kişisel nedenler için değildi.Buna rağmen bir genç olarak,bir vatandaş olarak ülkeme asla sırtımı dönmedim.Sizlerde lütfen oyunuzu kullanırken  elinizi kalbinize koyun ve ülkenize sırtınızı dönmeyin…

Dilerim ülkemiz için en hayırlı olan kararı verirsiniz ve artık hak ettiğimiz huzuru, istikrarı yakalarız. Düzenimizi bozmaya çalışan kişilere fırsat vermeyiz…

Son olarak dikkatinizi çekmek istediğimiz bir konu var ki… Yılların ardından edinmiş olduğum bir deneyimde diyebiliriz buna…

Güzel ülkemde ne zaman faydalı yararlı bir şeyler olmaya başladığı zaman çok gariptir ki ortalık hemen karışıyor.Sizce de çok garip değil mi???Bu yaşanılanlar bana  göre ülkemde huzuru bozmak için yapılan bilinçli çirkin saldırılar…

Son söz, son karar sizin…

Saygılarımla Arzu…

21/5/2007

Hayat Süprizlerle Doludur...

HAYAT SÜPRİZLERLE DOLUDUR

 

Hiç beklemediğiniz bir anda hayatınıza giren insan veya insanlar tüm yaşam dengenizi alt üst edebilir.

İnandığınız değerler,yaşadığınız mutlu hayat,yüzünüzdeki gülücükler… hepsi birden kaybolup gider…Mani olamazsınız bir süre bu gidişlere…Söz dinletemez olursunuz yüreğinize.Sürekli bir mücadele başlamıştır;Kalbinizle aklınız arasında.Savaşın galibi belli değildir…Savaş alanı ve kullanılan  silahlar belirleyecektir  sonucu…Savaşın yapıldığı yer ;Ruhunuzdur…Silahlar;Nefsiniz ve iradeniz…Nefsiniz ne kadar ağır basarsa ;kalbin kazanması ve bu mücadelenin sonunda yıkıma uğrayan kişiliğinizin ağır tahribatlar alması kaçınılmaz bir son olacaktır .Aklınızla birlikte hareket eden iradeniz baskın çıkarsa bu savaşta ;zafer inanılmaz lezzet bırakacaktır hayat damağımızda...

Her insanın bir zayıf noktası vardır.İnsanlar hiçbir zaman ,başka insanların başlarına gelen olaylar neticesinde ,asla bu bana olmazdı dememelidir.İnsanın kendine güvenmesi güzel bir vasıfdır.Fakat çok  güvenmek bile işe yaramaz bazı durumlarda.Hayat çok acımasız deriz bazen.Aslında acımasız yapan insanlardır.İnsanlar da çok anlaşılmaz  olduklarındandır ki siz ne kadar güçlü,başarılı bir profil çizseniz de  hayatınızda bir anda farkında olmadan bir çıkmazın içine girmiş buluverirsiniz kendinizi…

Hayatın süprizleri farklı biçimlerde çıkar karşınıza.Her zaman birlikte olacağınızı sandığınız sevdiklerinizin ani ölümü,çok güvendiğiniz bir arkadaşınızdan hiç ummadığınız biranda yediğiniz darbe,çok zengin bir insanken ,sabah uyandığınızda sahip olduklarınızı kaybetmeniz,her ne kadar zaman zaman işinizin zorluğundan yakınsanız da  yinede, gidip geldiğiniz işinizden atılmış olmak,çok güvendiğiniz , asla bırakamayacağınızı sandığınız makamınız ve koltuğunuzun artık başkalarında olması ,sevdiğiniz ve sevildiğiniz bir insandan ayrılmak zorunda kalmanız gibi daha saymakla bitmeyecek ,benim dediğimiz aslında asla bizim olmayan dünyalık varlıklar ve nedenler…

Hayatımızı idame ettirmek ,mutlu kılmak adına tüm bu saydığımız değerlere elbette ki hepimizin ihtiyacı var.Önemli olan; hiç kaybetmeyecekmişiz gibi sahiplenmek değil ;sadece hayatımızı anlamlı kılmak adına var oldukları bilincine ulaşmaktır.Kendinize hiç şu soruyu sordunuz mu?Gerçekten önemli olan nedir?Son günlerde içinde bulunduğum çıkmaz sokakta işte bu soruyu sordum kendime…Önemli olan neydi?Hayatın adil olmadığını bilmeme rağmen  neden hala inat ediyordum.Adalet arıyordum ki.Dedim ya… bazen insan aciz kalabiliyor.Hayatımda her zaman önemli olan dürüstlük ve sevgiydi. İnsanların sizi anlamasını beklemek kadar büyük bir yanılgı yoktu .Önemli olan ; yaşadığımız olay ne olursa olsun bize düşen sadece samimiyetimizi kaybetmeden dürüstçe hareket edebilmekti.Tüm bunlara rağmen hala bir şeyler yolunda gitmiyorsa bırakın her şeyi kendi akışına.yeter ki siz manevi  huzuru bulun.

Kısaca; hayatı olduğu gibi kabul ettiğimiz zaman hayatın daha güzel olduğunu bir kez daha fark etmiş olmanın mutluluğu var içimde…

Sevgilerimle…Arzu/2007

12/5/2007

KUTSAL VARLIKLARIMIZ;ANNELERİMİZ

 

Yeni doğan güneş gibidir, ANNE…

İçimizi ısıtan, aydınlığı ile yolumuzu bulmamızı sağlayan ve her an yanımızda olandır. Sıkça duyduğumuz ve söylediğimiz birkaç sözden biridir ”Cennet, anaların ayağı altındadır.”Analarımızın  ne kadar değerli olduğunu bu sözden de açıkça anlayabiliyoruz.Fakat, kaç kişi gerçekten annesine hak ettiği değeri verip saygı ve sevgisini gösteriyor.Bayramdan bayrama camiye gitmeler gibi oldu ,annelere yapılan ziyaretler.Yılda bir kere  alınan hediyelerle, birkaç saatten oluşan ziyaretler…Ne kadar yapmacık ve sevgi sıcaklığından uzak, protokol ziyaretlerine dönen ilişkiler...Eş korkusundan anne sevgisini içine saklamak zorunda olan insanlar…

Günümüz insanları bu kutsal varlıklarımıza yani, analarımıza ne kadar sahip çıkabiliyorlar? Ya da çıkabilen var mı? Üzgünüm ama her geçen gün saygıyı , sevgiyi ve hoşgörüyü yitirmeye başladığımız bu zamanda annelere gereken ilgiyi gösteren kişi sayısı da azalıyor.Çocukları tarafından dışlanan,gelinleri ya da” az da olsa” damatları tarafından horlanan ,küçümsenen ,evlatları arasında zorunluluklarla bakılmak durumunda  kalan ve huzurevlerine yerleştirilen o kadar çok anne var ki artık...Gözleri yaşlı ve yalnız kalan Anneler…

            Yıllar önce canım annemin bir arkadaşı anlatmıştı. Kendisi İngilizce Öğretmeni olan ve modern hayat tarzına göre yaşayıp, çocuklarını o felsefede yetiştirmiş bir anneydi. Şöyle diyordu:

“Bir gün , kız kardeşlerim gelmişti ve kızım da yanımızda ordan buradan konuşuyorduk.Konumuz ilerde yaşlandığımız zaman nerede kalacağımıza gelmişti.Ben kızımı denemek için şöyle bir öneride bulunmuştum:”Nasıl olsa emekli maaşımda var gider huzurevinde rahatça kalırım,kimseyi de rahatsız etmemiş olurum dedim.Kızım :”Evet anneciğim,ne kadar güzel düşünmüşsün “demez mi!Önce şaka yapıyor  sandım ,ama gayet ciddiydi. “

            Bunları anlatırken yaşadığı acı ve üzüntüyü hissetmemek imkansızdı.

Çok sevdiğim bir hikayeyi de burada sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim:”Kayın validesinden  nefret eden bir gelin eşine bir gün şöyle der.”Çok hastayım ve beni ancak annenin yüreği iyileştirir,onu yersem düzelirim.” der.Karısını çok seven adam annesini bir bahane ile ormana götürür ve öldürür.Yüreğini çıkartır, dönüş yolunda ayağı taşa takılır ve düşer . Acıyla “Ah anam”der.Yürek, bir anda dile gelir ve “Anan kurban olsun sana” der .Adam  yaptığı  hatayı o anda anlar, ama artık her şey için geç kalınmıştır.

Ne demiş büyüklerimiz”Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar.”Sözüne yürekten katılıyorum.Hayatımızda her sevginin yeri ayrıdır.Önemli olan tüm bu sevgilerimizi dengede tutabilmek ve başka sevgiler için annemizin kalbini kırmamak gerekir.Bilmiyorum ama annelere gereken değeri ve saygıyı göstermeyen kişilerin de değer verilmeye layık olmadıklarını düşünüyorum.

Tüm annelerimizin Anneler Gününü en içten  dileklerimle kutluyorum ve hürmetle ellerinden öpüyorum.

Sağlık,huzur ve mutlu günler sizlerle olsun.

Sevgilerimle…

Arzu/2007

 

2/5/2007

KOCAELİ DERİNCE DEVLET HASTANESİ

       Sevgili Arkadaşlarım sizlerle bir mutluluğumu daha paylaşmak istiyorum bu sayfalarda...

 

       Sizinde bildiğiniz gibi 1999 yılında yaşadığımız Marmara  Depremi sonrasında büyük üzüntüler ve kayıplar  yaşamıştık milletçe.Bu yaşadığımız afette birçok bina hasar görmüştü ve kullanılmaz bir hale gelmişti. Hasar gören ve bir süredir hizmet kapsamı dışı kalan güzel hastanemizde bu binalardan biriydi.Bakanlığımızın ve Sayın Başhekimimizin çalışmaları neticesinde Hastanemize  eski halinden daha modern ve kullanışlı bir projeyle yeniden  kavuştuk.Personel olarak  uzun bir süredir  prefabriklerde hizmet vermekte zorlanırken ; bir yandan da hastanemize muayeneye  gelen halkımızda  zorluk çekiyordu bu durumdan.Değerli Başhekimimiz ve  ekibinin çalışmaları sonucunda  yeniden güzel hastanemizde hizmet vermeye başladık.Bazı idari katların tadiladı sürerken inşallah Mayıs sonu gibi bu yerlerinde tamamlanıp tam kadro olarak yeni yerlerimizde hizmet vermeye başlayacağız.Ben ;buradan Tüm İzmit Halkına  hastanemizin  Hayırlı olması dileklerimi iletirken başta Sayın Başhekimimize ve Değerli ekibine, özveriyle çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Hastane Başhekimimiz Sayın  Uz.Dr.Ertunga ÖNEY

        Sayın Başhekimimiz Uz.Dr.Ertunga ÖNEY , 

2006 yılı Şubat ayında   Hastanemize  atandı.Geldiği ilk günkü gibi hala büyük bir azimle çalışmalarını sürdürüyor.Sayın ÖNEY'in yönetiminde çalışmaktan dolayı ve bu hastanenin bir personeli olmaktan duyduğum mutluluğu  ve diğer arkadaşlarımında bu konuda bana katılacaklarından hiç şüphem olmadan   söyleyebilirim.Çünkü personeliyle içiçe olabilen  ve her zaman rahatlıkla konuşma imkanı sağlayan ender idarecilerden biri. Dilerim ki daha uzuncaaaaa bir süre birlikte hizmet vermek nasip olur.

 

Hastane Başhekim Yrd.Sayın  Dt.Ergun EVİN

        Sayın  Hocamız Ergun Bey,

Ben hastanede çalışmaya başladığım 2002 yılından beri hep  birlikte çalışmaktan mutlu olduğum , işine,iş disiplinine bağlı ve  sorumlulukları fazlasıyla olan ,gerek sağlık personeli gerekse idari personel tarafından sevilen ve sayılan bir idareci Sayın  Dt.Ergun Evin.Herayın sonunda başlayan Fatura maratonunda bizlerle birlikte yorulan sevgili hocamıza birkez daha buradan teşekkür ediyorum.

 

 

Şimdi Sırada Hastanemizden çektiğim Fotoğraf karelerinde; Sayın  Md.Yrd.Cevdet Bey'de Beni kırmadı  ve objektifime poz verdi.Teşekkür ediyorum...

 

Güler yüzlü Sağlık Hostesi Arkadaşlarımız

 

 

Hastanemiz Hekimlerimlerinden Sayın Ayşe ÇALIK ve Özgür YILDIZ 

 

Hastanemizden çeşitli kareler

Benimle birlikte Bu mutluluğu paylaştıklarından emin olduğum  tüm dostlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.Ayrıca Sizinle paylaşmak istediğim bir haberim daha var;  İnşallah en kısa zamanda hastanemizin websitesinde e-dergi hazırlığı çalışmalarına başlayacağım arkadaşlarımla.Bu dergimizde de sağlıkla ilgili bilgileri  ,yeni haberleri paylaşmayı umuyoruz sizlerle.

Siz değerli dostlarla inşallah o sayfalarda da birlikte olacağız.

Her zamanki gibi  Sağlık ve mutlulukla kalın.

Sevgilerimle Arzu... 

 

 

25/4/2007

SeVgİ ÜzErİnE...

            Sevgi Üzerine

Sadece sevdim… Ama o terk etti beni. “Neden?”diye sordum… Bana; sevdiği insanın kendisine ona göstermiş olduğu aşırı sevgiden bunaldığını ve bu kadar sevgiyi hak etmediğini söylediğini anlattı;  genç bir kardeşim ve her cümlenin sonunda sadece şu sözleri söylüyordu: Tek suçum onu çok sevmekmiş…

Korkuyordu; kızının da kendisi gibi genç yaşta sevip her şeyi sevdiği insan uğruna bırakmasından. Anlatırken yaşadığı pişmanlıklar gözlerine yansıyor ama  itiraf edemiyordu. Sadece, zaman zaman okuldan arkadaşlarla bir araya geldiklerinde diğer arkadaşlarının birlikte yaptıkları gezi ve eğlenceleri gıpta ile dinlediğini ve o zamanlar dünyam sadece oydu ve ben onunla olmayı istiyordum her an diyebiliyordu. Keşke… Keşke, o günlere dönebilmek mümkün olsaydı, arkadaşlarıma da zaman ayırırdım diyebildi. Oysaki… o zamanlar sadece onun için sevdiği genç vardı. Her şey de sadece o vardı. Aldığı nefeste, yediği yemekte, düşlerinde… Ailesiyle bile tartışırdı yeri gelince. Çünkü; her şey demekti sevdiği.Tüm dünyasıydı…

Oysaki şimdi her şeyin farkındaydı. Fakat geç kalınmış bir uyanıştı. Şimdi kızı da bir genci seviyordu. Zaman zaman Tartışmalar yaşıyorlardı. Korkusu sadece kendi duyduğu pişmanlıkları kızının da ilerde duymasıydı…

Evet…  Sevmek;  güzel bir duygu. İnsanoğlu hep bir şeylerden yakınır ,dururuz. Kimimiz yeterince sevilmediğimizi düşünüp üzülürken ;kimimiz de aşırı sevgiden bunaltıp kaçırırız sevdiğimiz insanları.Nedense bunun ortasını  bulmak zor gelir biz insanlara…

 

Ölümüne aşığım… O’nsuz yaşayamam ben… Aşırı seven yada sevdiğini düşünen insanların sözleridir bunlar. Sağlıklı bir sevginin meyveleri değildir bu cümleler…

Sevmek güzeldir, Fakat  sevgi ızdıraba dönüşmedikçe… Sevdiğin insanı kendi yarattığın dünyana hapsetmediğin sürece… Fazla sevgi, aşırı ilgi nasıl ki itici  olursa, ilgisizlikte sevginin katili olabiliyor.Öyle ise orta yolu bulmakta fayda var.Hayatımızda başka sevgilere de yer vermeliyiz.Aile , arkadaş ,kitap vs… çeşitli sevgiler vardır dünyamızda.sadece bir kişiye odaklandığınız da bu güzellikleri fark edemez olursunuz.

Nasıl ki bir çiçeğin; güzel sağlıklı yetişmesi için bahçıvan zaman zaman toprağını havalandırırsa , siz de sevdiğiniz insana bu şansı vermelisiniz.Zorla güzellik olmaz zaten.Sizi sevmese sizinle olmaz…Birde bu açıdan bakılırsa yaşanılan sevdaya ; işte o zaman hayat inanın daha bir anlam kazanacaktır.Hem siz ,hem sevdiğiniz insan ve çevrenizdeki diğer insanlar emin olun daha mutlu olacaksınız.

 Yüreğinizin  kalp atışları; doğru zamanda  ve doğru kalplerde çarpması dileğimle…

 

                                                                                        Arzu /2007

21/4/2007

Yeni Sobee Oyunu...Sevdiğim Çizgi Film Kahramanları

 

 

Sevgili Aynur Ablam (papatya68 )     beni de  oyuna davet etmiş ve bende elimden geldiğimce çocukluk günlerime dönmeye çalışacağımı yazdım kendisine.Çalışacağım diyorum çünkü ben hala büyümedim ve ömrümün sonuna kadar da büyümek  istemiyorum.Neden mi? Büyüdüğüm zaman  hayata bu kadar pozitif bakabileceğimi sanmıyorum.Riyakar yüzlere sahte sevgilere ve yalan sözlere nasıl inanacağım o zaman???...

Ben herşeye rağmen hayatı ve insanları seviyorum.Onlara inanmayı ve yardım etmeyi seviyorum.Herşeyi Rabbimin rızası için yapmayı seviyorum. Yine çok konuştum farkındayım ve hemen sevdiğim kahramanları neden sevdiğimi anlatmaya başlıyorum.Haydi buyrun:

 

Sylvester'ı seviyorum...

Çünkü hiç bıkmadan,vazgeçmeden tweety'i yakalamaya çalışıyor. Herşeye rağmen yılmadan planlar yapıyor ve o kurnazca bulduğu planlar fos çıksa da yine büyük bir keyifle yeni projeler geliştiriyor.Hele de o "puuuuhaaa"diyişi yok mu bitiyorum.Bir de  benden birşey buluyorum onda;ne mi?Ben mutluluğu kovalıyorum o da tweety'i...

  

Simpsons ailesini çok seviyorum.Özellikle Bart favorim.Onu da sevme sebebim ;ben gibi çok ukala :))

 

 

Polyanna;  evet onu çok seviyorum.Yüreği sevgi dolu ve asla negatif düşünmeyen çevresine mutluluk  saçan o şirin kız.Herşeye rağmen mutlu olmayı başabilen  bir kahraman .İçinde zaman zaman özlemini duyduğu sevgiler ve hüzünler olsada asla dışa vurmayan...

Kendimden birşeyler  bulduğum için olsa gerek Polyanna'yı ve Polyanna olmayı seviyorum.Mutlu olmayı ,insanlara elimden geldiğince yardımcı olmayı sevdiğim için belkide...

Dilerim ki Çevremizde ki Polyanna'ların sayısı artar ve Mutluluğun ışığı Her insanın yüzüne yansır...

 

 

Benim favori kahramanlarım bunlar.Halen denk geldikçe izlerim ve Özellikle Sylvester ve Bart'ı izlerken gülmekten mahvolurum  desem abartı olmaz :))

 

Sanırım sıra bende oyunun devamı için arkadaşlarımı seçmem gerekiyor.Bende sevgili arkadaşlarım  siberella  ve  misss i seçiyorum.  arkadaşlarım top sizde :))

Sevgiyle ve neşeyle kalın.

 

 

 

 

 

1/4/2007

Bugün Benim Doğum Günüm


30/3/2007

Mevlit Kandiliniz Kutlu Olsun

Bu güzel günde  yanii   hem cuma gününün güzelliğinde   hemde Güzel peygamberimiz Hz.Muhammed'in Kutlu doğum haftasında tüm kalplere Yüce yaradanımın  hidayet ihsan etmesini diliyorum.ve  islam kardeşlerimin kandili mübarek olsun diyorum.sevgilerimle Arzu

27/3/2007

GÜVEN DUYGUSUNU YİTİRMEMEK ADINA...



Çağımızın en büyük sorunlarından biri olmaya başladı; güven duygusunu yitirmek.Öyle ki bazen çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz insan bile sizi yanıltabiliyor.Yüz yüze baktığınız  günün birçok saatini birlikte geçirdiğimiz insanlara farklı gözle bakar duruma geldik.
Aslında çok eskilerden beri var olan  ama giderek  artan  güvensizlik duygusu zamanımızda inanılmaz boyutlara ulaştı.Hayatımızın her aşamasında karşılaştığımız ,bazen derin üzüntüler yaşamamıza sebep olan ve bu işi meslek haline getiren insanlarla maalesef ki hepimiz karşı karşıya gelebiliyoruz.
Gerçek anlamda yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım edemez hale geldik.Acaba gerçektende ihtiyacı var mı diye sorup sonra da "aman bu da sahtekarın tekidir" diyip vazgeçtiğimiz anlar.O kadar çok doldu ki çevremiz vicdan sömürü yapan asalaklarla ,adım başı dilenen ,elinize kart tutuşturanlar vs. 

Bir de çalıştığımız işyerinde vardır, güven hırsızları Onların da amacı

sizin fikirlerinizi çalıp kendilerine aitmiş gibi başkalarına satmaktır.
Bir arkadaşım  geçen gün şöyle dedi;"Biliyor musun msn de yazdıklarımızı Amerika ve İsrail okuyormuş" . Ben de "Sorun değil, korkulacak bir şey yok, hatta onlar bizden korksunlar" dedim.  Aslında sizin de anladığınız gibi arkadaşımın burada demek istediği gizliliğimizin kalmadığı konusunda ki sıkıntısıydı.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her alandaki güvenliğin de artması düşünülür.Bu durumda şu soru geliyor aklımıza" güvende miyiz?" yoksa "savunmasız mıyız?".
Hazır konu teknolojik tehlikelere gelmişken bir diğer sorun da  internet kullanıcılarının karşılaştıkları tehlikeler. Hergün yeni bir virüs tehlikesi korkusuyla açamadığımız mailler veya bir şekilde nette  tanıştığımız insanlara karşı ikilemde kaldığımız güven duygusu.Düşünsenize karşınızdaki insanı görmeden sadece yazdıklarıyla onu tanımaya çalışıyor ve inanıyorsunuz.Ya da inanmaya çalışıyorsunuz.Başlarda bayan mı ,erkek mi olduğunu bilmeden yada belki de tanıdığınız biri olduğunu anlayamadan görüşmeyi sürdürüyorsunuz.Bir süre sonra webcam da görüşülüyor ,belki  günün birinde  buluşma ayarlayıp yüz yüze gelme şansını bulabiliyorsunuz.Buraya kadar sıra dışı bir durum görünmüyor. Bir de olayın diğer boyutuna baktığımızda her şey yazılanlar gibi değil ise ,ya  sadece  duygu istismarı yapmaksa amaç?İşte bu aşamada kafada birçok soru dans eder birbiriyle."Bu soruları kendimize yada birbirimize sormaya iten sebepler nedir?" dersek birkaçını şöyle sıralayabiliriz  ;basında takip ettiğimiz bir çok haber ,birebir kendimizin yada tanıdığımız insanlarında bu tür  olaylar karşısında mağdur olmaları diyebiliriz.İşte tüm bu olumsuzluklar güven duygumuzun sarsılmasına neden oluyor.Ve her konuştuğunuz insan için "acaba" sorusunu sormaya başlıyorsunuz.Nedendir ki hep aldatmak insanlara cazip gelir.Neden dürüst olmak bu kadar zordur.Oysa ki her insan biraz olsun güvende olmak  ister?Madem hepimiz güven duymaya bu kadar hasretiz  neden başkalarına bu güveni veremiyoruz.
Güven duygusunun yitirilmeye başladığı bir başka kurum da aileler.Eşlerin birbirlerine ,çoçukların anne babalarına tabii tam tersi olarak ebeveynlerin de çoçuklarına karşı yitirdikleri güven duygusu.Artık çok kolay yalanların söylendiği bir çağda yaşıyoruz. Durum böyle olunca da güvene hasret olarak sürekli şüphe içinde  hayatlarımızı sürdürmeye mecbur kalıyoruz.

Gelin hep birlikte Bir ağaç dikelim.bu ağaç ki tıpkı asma ağacının dalları gibi birbirlerine tutunarak kök salsın ve kuvvetlensin.meyvesi de GÜVEN olsun…
sevgiyle kalın ve hep kalbiniz güvenle dolu olsun…

Saygılarımla

Arzu

 

 

online bachelor degree home study
provided by home study online.
MySpace Codesmyspace comments --------------------------------------------------------------------------------