MySpace Graphics

Make Grunge Hearts at GlitterBell.com
Yazilarim - HaPPy HoUsE - Blogcu - Sayfa 3



| Sonraki »

13/11/2006

MuTLuLuK

   Asırlar boyu insanlar hep bir amaç için uğraşıp durmuşlar.Savaşlar yapılmış,acılar yaşanmış.NEDEN???Mutluluğu yakalamak için...

   Peki;mutluluğu yakalamak neden bu kadar zor?Kolay yolu bulunamıyor mu?Tüm insanlar mı bu konuda başarısız?Tabi ki HAYIR.Peki;mutululuğu yakalayanların sırrı ne?İşte büyülü soru bu!

   Bu konu hakkında o kadar çok kitap basıldı,yazılar yazıldı ki okuyanların kimi bu satırlardaki "gizli şifreyi" çözdü ve mutluluğu yakaladı.

   "Mutluluğun kapısını açan anahtarı nereden bulabiliriz?"diye soranlar var içimizde.NeDeN?Kayıp mı ettiniz ki nasıl bulabileceğinizi soruyorsunuz?O,sizin çok yakınınızda,hatta öyle yakın ki yüreğinizin içinde.Onu açığa çıkarmak da sizin elinizde,KeNDi ELiMizDe...

   Son yıllarda çılgınca yapılan yarışmalar beni çok şaşırtıyor ve bir o kadar da üzüyor.Para uğruna,şöhret uğruna yaşananlar,yapılanlar,seviyesizce tartışmalar beni düşündürüyor.İnsanlar nasıl bir girdabın içinde sürükleniyor diye...

   Mutlu olmak için illa ki mal,mülk,şöhret mi gerekiyor?İnsan gerçekten sevmişse sevdiğinin bir gülüşü bile ona yeter.İyi günde herkes size iyidir.Önemli olan kötü günde birlikte olabilmektir.Yarışmaların birinde denk geldim,gelin adaylarından birisi şöyle diyorki:"Benim seninle bir sorunum yok,ben seninle mutlu olurum ama annen olmasa..."Ne demek bu ya...Hani seviyordun?Sevdiğini onun da sevdiklerini seversen mutlu edersin.O da senin sevdiklerinle mutlu olmalı.

   Bazı insanlar mutluluğu parada,malda buluyorlar.Gece gündüz çalışıp sadece para için yaşıyorlar.Çevrelerindekilere ne kadar güçlü olduklarını gösterdikleri zaman onlardan mutlu kimse yoktur.Peki,gerçek mutluluk kalıcı olan bu mu?Sanmıyorum.Yaşadığımız deprem gibi bir felaketin arkasından çevremizde o kadar çok enkaz kaldı ki,bu molozların bazı insanlara örnek olmasını dilerdim.Çünkü,zamanında o yıkıntılara sahip olabilmek için gecesini gündüzüne katıp çalışan ve bir parça sevgiden yoksun kalan insanların harabeleriydi onlar....

   Mutluluğa ne kadar yakınsak,mutsuzluk da o kadar içimizde.Çevremizdeki güzellikleri fark edip,asıl olan sevgiyi,baki olan gerçek değerleri fark ettiğimizde ve zamanın çok çabuk geçtiğini anladığımız an kapımız çalıyor demektir.

   -Tak Tak

   -Kim o?

   -MUTLULUK

                                                                                          Sevgiyle kalın...

                                                                                                 Arzu

                                                                                           24/10/2004

9/11/2006

BAHARLAR

 

          Her mevsimin kendine has bir güzelliği var.Kimimiz yaz mevsimini,kimimiz baharı,kimimiz de kışı severiz.Sonbahar hüzün doludur.

          Ben en çok baharları seviyorum: İlk ve Son...

          Her şeyde olduğu gibi.

          Başlangıç ve bitişi anımsatır bana.

          İlkbaharda tüm canlılar gibi bizim de ruhumuz canlanır,yürekler sevgiyle  çarpar.Kalplere aşk dolar.Her yağan yağmurla çiçekler açar,ağaçlar filizlenir,çimenler daha da yeşillenir.

          Tıpkı sevgiliyi görünce ışıldayan gözler,daha hızlı çarpan kalpler gibi...

          İşte ilkbahar böyledir...

          Cana can katar.

          Sonbahar hüznün,gözyaşının adı.Sevgiliden ayrılan yar gibi yaralıdır yürekler.Boynu bükük çiçekler,yapraklarından ayrı düşmüş ağaçlar.

          Bülbülün gülden ayrılması gibi,ayrılma vakti gelmiştir,sevgililerin...

          Artık gözyaşı zamanı.

          İki mevsimin tek ortak yanı,belki de GÖZYAŞI...

          Birinde mutluluk için yağarken yağmurlar,diğerinde ayrılığın hüznü için akıyor damlalar...

          SİZİN GÖZYAŞLARINIZ DAİMA MUTLULUK İÇİN AKSIN...

                                                                                                                   ARZU/ 12.03.2006 

6/11/2006

ÇOK MUTLUYUM....

Çok Mutluyum....

Neden derseniz hemen açıklayayım.Haftasonunda bir arkadaşım beni arayarak yardıma muhtaç bir kardeşimizin olduğunu ve bunun için tanıdık bildik ,yardımcı olabilecek arkadaşlardan kıyafet toplayabilirmiyiz diye bana sordu.Kendisi çevresindeki duyarlı insanlardan toplamış.Bende anneme yengeme hemen söyledim.Sağolsun  Bir dolu kıyafet olmuş.Bende Bugün hastanede arkadaşlarıma olayı anlatınca onlarda  hemen harekete geçtiler.

Hatta evde Bir hayli çanta olunca işten erken çıkıp onları biran önce yerine teslim etmek istediğimi söylediğimde arkadaşlarımda benimle birlikte gelmek istediklerini belirttiler ve  birlikte gidip teslim ettik. (Nigar,Seher,Birsen)Burdan hepsine çok teşekkür ediyorum.Nigar'a ayrıca teşekkür ediyorum.Arabasıyla bizi hiç üşenmeden götürüp getirdi.

Rabbim kimseyi zor durumda bırakmasın.Fakat inşallah yardım duygusu tüm kalplerde olurda böyle insanlara yardım elimizi daha fazla uzatabiliriz.

Bu mutluluğumu burdan sizlerle de paylaşmak istedim.Zaten zaman zaman bu sayfalarda anılarım diye bir köşe oluşturup hastanede yaşadığım ve benim için ayrı değeri olan anılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sevgilerimle Arzu...

 

1/11/2006

BIRAKABİLMEK...

 

Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu.

Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti.

 

Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde biraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi:

 

"Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir."

 

Çocuklardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu.

 

"Elimi çıkaramıyorum!"

 

Konfüçyus, "Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır," dedi.

 

Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında,

yüzünde şaşkınlık okunuyordu.

 

Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?

 

Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu!

 

Konfüçyus, "Fakat bu, göründüğü kadar basit değil," dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken.

 

"Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla

tuttuğunuzda ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz."

 

Konfüçyus

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı
online bachelor degree home study
provided by home study online.
MySpace Codesmyspace comments --------------------------------------------------------------------------------