MySpace Graphics

Make Grunge Hearts at GlitterBell.com
HaPPy HoUsE - Blogcu - Sayfa 2



« Önceki | Sonraki »

20/6/2007

ASLA UMUTSUZLUK YOK...

ASLA UMUTSUZLUK YOK

 

Yaşama küsme hakkınız yoktur.
Neden böylesine mutsuzsunuz?
Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz?

Belki işinizden memnun değilsiniz,
belki çevrenizden...
Maaşınızı az buluyor,

ya da kendinizi beğenmiyorsunuz...


Oysa...
Öylesine değerlisiniz ki.
Örneğin gözleriniz...

Gözlerinizi kaça satarsınız?

1 trilyon?
2 trilyon?
5 trilyon?

Satarsınız...
İşte zenginsiniz...

Ama...
Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra,
paranın bir değeri var mı?

Ya da derdiniz para değil...
Başarı ve saygınlık.

Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin
genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz?
Cevabınız "Hayır" değil mi?

O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız.
Yeter ki,
Allah'ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun.
Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz.
O halde...
ASLA UMUTSUZLUK YOK !


Leo Buscaglia

 

2/6/2007

BiZiM Şarkımız...

Bizim Şarkımız...

Sevgisini yürekten yaşayanlar için...

1/6/2007

Güzel Flaslar

http://www.turklove.com/ani/Flash/SevgiAsk/SevgiKusagi010.asp http://www.turklove.com/ani/Flash/SevgiAsk/Bekleyecegim002.asp   http://www.turklove.com/ani/Flash/SevgiAsk/SanaAnlatabilmek008.asp http://www.turklove.com/ani/Flash/SevgiAsk/Gulumse005.asp http://www.turklove.com/ani/Flash/SevgiAsk/seniseviyorum021.asp

28/5/2007

BAŞKALARINI ANLAYABİLMEK

BAŞKALARINI ANLAYABİLMEK

 

İnsanlar kendilerini niyetlerine göre başkalarını ise davranışlarına göre değerlendirirmiş. Bu söz, insanın bazen ne kadar bencil olabildiğini anlatmaya yetiyor sanırım.

 

Evet bencil davranmaya yatkın olan insan gün içerisindeki duygu, düşünce ve tavırlarına da yansıtmaktadır bencilliğini. Durum böyle olunca sadece kendi duygularını önemser hale gelir. Bu tip kişiler dünyayı kendi etraflarında dönüyor sanırlar; Oysa bizler başkalarıyla varız ve başkalarıyla birlikte yaşamak durumundayız. Öyleyse kendi duygu ve düşüncelerimize verdiğimiz anlayış ve değeri, başkalarının taşıdığı duygu ve düşüncelerine de vermek zorundayız. Birlikte aynı ortamı paylaştığımız insanların duygularına ulaşmanın ve anlayabilmenin gerek-şartı budur. Anlayabilmek ise yönetebilmenin şartıdır.

 

Günümüzde yukarıda sözünü ettiğim, çevremizdeki kimselerin duygularını anlamak için çaba göstermeye “empati” diyorlar. Empatisi gelişmiş olan insanlar yöneticilik kariyerlerinde daha başarılı oluyorlar; Empati yapamayan yöneticiler ise 19.yy yöneticilik kalıplarının içinde sıkışıp kalıyorlar.

 

Öyle bir diyalog ortamı düşünün ki taraflardan birisi “ben ben” demekten karşısındakinin ne düşündüğünü neler hissettiğini anlamaya vakit bulamıyor, diyalog ortamını egosunu tatmin adına kullanıyor; Diğerinin duyguları nedir, onu nasıl anlayabilirim, anlayarak onunla nasıl ortak çözüm üretebilirim gibi düşüncelerden çok uzak. Böyle bir yönetici, bulunduğu organizasyona cilalı sözlerden başka ne katabilir ki?

 

Empati kurmak, kendimizi başkasının yerine koymak değildir kesinlikle. Zaten hiç kimse bir başkasının yerine koyamaz kendisini, ne şartlar ne de insan biyolojisi buna imkan verir. Empati, illaki kendi dışındakileri seveceksin anlamına da gelmiyor. Hiç kimse hiç kimseyi sevmek zorunda değil. Ancak şu bir gerçek ki aynı gemide yol alan insanlar birbirlerini anlamaya çalışmak zorundadır. Birbirlerini anlamaya çalışacaklar ki bu geminin yüzmesi için gerekli olanlar ne ise bulunup kullanılabilsin.

 

Şunu unutmamak gerekir ki bir organizasyonda hiç kimse sahip olduğu görev ya da imkanlardan dolayı bir başkasına hakimiyet kurma gayretine girmemeli. -Ben böyle düşünüyorum başkası ne düşünürse düşünsün- denmemeli. Bu durum, sinerjiyi öldüren, ekip olma ruhunu yok eden bir hastalıktır. Bu hastalığın ilacı ise empati yani başkalarını anlamaya çalışmaktır.

 

İster bir şirket organizasyonu olsun isterse sosyal hayatımız olsun; Eğer başarılı olmak ve “birlikte” hareket etmek istiyorsak aynı ortamda bulunduğumuz insanların duygularını anlamaya çalışarak hareket etmek zorundayız. Çünkü insanlar arasındaki görev bölümü herkesin herkese ihtiyaç duyduğunu gösterir.

 

Birlikte hareket ettiğimiz insanları anlayabilme adına şu cümle çok şeyi anlatıyor sanırım: Ben iyiyim diyebiliriz fakat sadece ben iyiyim demeye hakkımız yok.

 

Empatili düşünceler dileklerimle…

 

 

Hamza BAYINDIR

 

21/5/2007

Hayat Süprizlerle Doludur...

HAYAT SÜPRİZLERLE DOLUDUR

 

Hiç beklemediğiniz bir anda hayatınıza giren insan veya insanlar tüm yaşam dengenizi alt üst edebilir.

İnandığınız değerler,yaşadığınız mutlu hayat,yüzünüzdeki gülücükler… hepsi birden kaybolup gider…Mani olamazsınız bir süre bu gidişlere…Söz dinletemez olursunuz yüreğinize.Sürekli bir mücadele başlamıştır;Kalbinizle aklınız arasında.Savaşın galibi belli değildir…Savaş alanı ve kullanılan  silahlar belirleyecektir  sonucu…Savaşın yapıldığı yer ;Ruhunuzdur…Silahlar;Nefsiniz ve iradeniz…Nefsiniz ne kadar ağır basarsa ;kalbin kazanması ve bu mücadelenin sonunda yıkıma uğrayan kişiliğinizin ağır tahribatlar alması kaçınılmaz bir son olacaktır .Aklınızla birlikte hareket eden iradeniz baskın çıkarsa bu savaşta ;zafer inanılmaz lezzet bırakacaktır hayat damağımızda...

Her insanın bir zayıf noktası vardır.İnsanlar hiçbir zaman ,başka insanların başlarına gelen olaylar neticesinde ,asla bu bana olmazdı dememelidir.İnsanın kendine güvenmesi güzel bir vasıfdır.Fakat çok  güvenmek bile işe yaramaz bazı durumlarda.Hayat çok acımasız deriz bazen.Aslında acımasız yapan insanlardır.İnsanlar da çok anlaşılmaz  olduklarındandır ki siz ne kadar güçlü,başarılı bir profil çizseniz de  hayatınızda bir anda farkında olmadan bir çıkmazın içine girmiş buluverirsiniz kendinizi…

Hayatın süprizleri farklı biçimlerde çıkar karşınıza.Her zaman birlikte olacağınızı sandığınız sevdiklerinizin ani ölümü,çok güvendiğiniz bir arkadaşınızdan hiç ummadığınız biranda yediğiniz darbe,çok zengin bir insanken ,sabah uyandığınızda sahip olduklarınızı kaybetmeniz,her ne kadar zaman zaman işinizin zorluğundan yakınsanız da  yinede, gidip geldiğiniz işinizden atılmış olmak,çok güvendiğiniz , asla bırakamayacağınızı sandığınız makamınız ve koltuğunuzun artık başkalarında olması ,sevdiğiniz ve sevildiğiniz bir insandan ayrılmak zorunda kalmanız gibi daha saymakla bitmeyecek ,benim dediğimiz aslında asla bizim olmayan dünyalık varlıklar ve nedenler…

Hayatımızı idame ettirmek ,mutlu kılmak adına tüm bu saydığımız değerlere elbette ki hepimizin ihtiyacı var.Önemli olan; hiç kaybetmeyecekmişiz gibi sahiplenmek değil ;sadece hayatımızı anlamlı kılmak adına var oldukları bilincine ulaşmaktır.Kendinize hiç şu soruyu sordunuz mu?Gerçekten önemli olan nedir?Son günlerde içinde bulunduğum çıkmaz sokakta işte bu soruyu sordum kendime…Önemli olan neydi?Hayatın adil olmadığını bilmeme rağmen  neden hala inat ediyordum.Adalet arıyordum ki.Dedim ya… bazen insan aciz kalabiliyor.Hayatımda her zaman önemli olan dürüstlük ve sevgiydi. İnsanların sizi anlamasını beklemek kadar büyük bir yanılgı yoktu .Önemli olan ; yaşadığımız olay ne olursa olsun bize düşen sadece samimiyetimizi kaybetmeden dürüstçe hareket edebilmekti.Tüm bunlara rağmen hala bir şeyler yolunda gitmiyorsa bırakın her şeyi kendi akışına.yeter ki siz manevi  huzuru bulun.

Kısaca; hayatı olduğu gibi kabul ettiğimiz zaman hayatın daha güzel olduğunu bir kez daha fark etmiş olmanın mutluluğu var içimde…

Sevgilerimle…Arzu/2007

13/5/2007

ANNEM

HERŞEY SENİNLE GÜZEL


Yüreğimde Bitmez Sevgin,


Gözyaşlarımda İnci Tanemsin.


Sen Varolma Sebebim,En Güzel Yarınlarımın Mimarısın.


Varlığın Hayatımın anlamı;Yokluğun Hüznümün Sebebi.


Yoktur ki Başka Sevgili,Doldursun Yüreğimdeki Sevgini.


Zaten Yalan Değil mi?


Senden Başka Sevgili...


SEN!!!


En Güzel Cennet Kokusu,Canımın Cananı,


Başımın Tacı ,Gönlümün Sultanı


Birtanecik ANNEMSİN.


 


Arzu/2007

12/5/2007

KUTSAL VARLIKLARIMIZ;ANNELERİMİZ

 

Yeni doğan güneş gibidir, ANNE…

İçimizi ısıtan, aydınlığı ile yolumuzu bulmamızı sağlayan ve her an yanımızda olandır. Sıkça duyduğumuz ve söylediğimiz birkaç sözden biridir ”Cennet, anaların ayağı altındadır.”Analarımızın  ne kadar değerli olduğunu bu sözden de açıkça anlayabiliyoruz.Fakat, kaç kişi gerçekten annesine hak ettiği değeri verip saygı ve sevgisini gösteriyor.Bayramdan bayrama camiye gitmeler gibi oldu ,annelere yapılan ziyaretler.Yılda bir kere  alınan hediyelerle, birkaç saatten oluşan ziyaretler…Ne kadar yapmacık ve sevgi sıcaklığından uzak, protokol ziyaretlerine dönen ilişkiler...Eş korkusundan anne sevgisini içine saklamak zorunda olan insanlar…

Günümüz insanları bu kutsal varlıklarımıza yani, analarımıza ne kadar sahip çıkabiliyorlar? Ya da çıkabilen var mı? Üzgünüm ama her geçen gün saygıyı , sevgiyi ve hoşgörüyü yitirmeye başladığımız bu zamanda annelere gereken ilgiyi gösteren kişi sayısı da azalıyor.Çocukları tarafından dışlanan,gelinleri ya da” az da olsa” damatları tarafından horlanan ,küçümsenen ,evlatları arasında zorunluluklarla bakılmak durumunda  kalan ve huzurevlerine yerleştirilen o kadar çok anne var ki artık...Gözleri yaşlı ve yalnız kalan Anneler…

            Yıllar önce canım annemin bir arkadaşı anlatmıştı. Kendisi İngilizce Öğretmeni olan ve modern hayat tarzına göre yaşayıp, çocuklarını o felsefede yetiştirmiş bir anneydi. Şöyle diyordu:

“Bir gün , kız kardeşlerim gelmişti ve kızım da yanımızda ordan buradan konuşuyorduk.Konumuz ilerde yaşlandığımız zaman nerede kalacağımıza gelmişti.Ben kızımı denemek için şöyle bir öneride bulunmuştum:”Nasıl olsa emekli maaşımda var gider huzurevinde rahatça kalırım,kimseyi de rahatsız etmemiş olurum dedim.Kızım :”Evet anneciğim,ne kadar güzel düşünmüşsün “demez mi!Önce şaka yapıyor  sandım ,ama gayet ciddiydi. “

            Bunları anlatırken yaşadığı acı ve üzüntüyü hissetmemek imkansızdı.

Çok sevdiğim bir hikayeyi de burada sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim:”Kayın validesinden  nefret eden bir gelin eşine bir gün şöyle der.”Çok hastayım ve beni ancak annenin yüreği iyileştirir,onu yersem düzelirim.” der.Karısını çok seven adam annesini bir bahane ile ormana götürür ve öldürür.Yüreğini çıkartır, dönüş yolunda ayağı taşa takılır ve düşer . Acıyla “Ah anam”der.Yürek, bir anda dile gelir ve “Anan kurban olsun sana” der .Adam  yaptığı  hatayı o anda anlar, ama artık her şey için geç kalınmıştır.

Ne demiş büyüklerimiz”Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar.”Sözüne yürekten katılıyorum.Hayatımızda her sevginin yeri ayrıdır.Önemli olan tüm bu sevgilerimizi dengede tutabilmek ve başka sevgiler için annemizin kalbini kırmamak gerekir.Bilmiyorum ama annelere gereken değeri ve saygıyı göstermeyen kişilerin de değer verilmeye layık olmadıklarını düşünüyorum.

Tüm annelerimizin Anneler Gününü en içten  dileklerimle kutluyorum ve hürmetle ellerinden öpüyorum.

Sağlık,huzur ve mutlu günler sizlerle olsun.

Sevgilerimle…

Arzu/2007

 

2/5/2007

KOCAELİ DERİNCE DEVLET HASTANESİ

       Sevgili Arkadaşlarım sizlerle bir mutluluğumu daha paylaşmak istiyorum bu sayfalarda...

 

       Sizinde bildiğiniz gibi 1999 yılında yaşadığımız Marmara  Depremi sonrasında büyük üzüntüler ve kayıplar  yaşamıştık milletçe.Bu yaşadığımız afette birçok bina hasar görmüştü ve kullanılmaz bir hale gelmişti. Hasar gören ve bir süredir hizmet kapsamı dışı kalan güzel hastanemizde bu binalardan biriydi.Bakanlığımızın ve Sayın Başhekimimizin çalışmaları neticesinde Hastanemize  eski halinden daha modern ve kullanışlı bir projeyle yeniden  kavuştuk.Personel olarak  uzun bir süredir  prefabriklerde hizmet vermekte zorlanırken ; bir yandan da hastanemize muayeneye  gelen halkımızda  zorluk çekiyordu bu durumdan.Değerli Başhekimimiz ve  ekibinin çalışmaları sonucunda  yeniden güzel hastanemizde hizmet vermeye başladık.Bazı idari katların tadiladı sürerken inşallah Mayıs sonu gibi bu yerlerinde tamamlanıp tam kadro olarak yeni yerlerimizde hizmet vermeye başlayacağız.Ben ;buradan Tüm İzmit Halkına  hastanemizin  Hayırlı olması dileklerimi iletirken başta Sayın Başhekimimize ve Değerli ekibine, özveriyle çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Hastane Başhekimimiz Sayın  Uz.Dr.Ertunga ÖNEY

        Sayın Başhekimimiz Uz.Dr.Ertunga ÖNEY , 

2006 yılı Şubat ayında   Hastanemize  atandı.Geldiği ilk günkü gibi hala büyük bir azimle çalışmalarını sürdürüyor.Sayın ÖNEY'in yönetiminde çalışmaktan dolayı ve bu hastanenin bir personeli olmaktan duyduğum mutluluğu  ve diğer arkadaşlarımında bu konuda bana katılacaklarından hiç şüphem olmadan   söyleyebilirim.Çünkü personeliyle içiçe olabilen  ve her zaman rahatlıkla konuşma imkanı sağlayan ender idarecilerden biri. Dilerim ki daha uzuncaaaaa bir süre birlikte hizmet vermek nasip olur.

 

Hastane Başhekim Yrd.Sayın  Dt.Ergun EVİN

        Sayın  Hocamız Ergun Bey,

Ben hastanede çalışmaya başladığım 2002 yılından beri hep  birlikte çalışmaktan mutlu olduğum , işine,iş disiplinine bağlı ve  sorumlulukları fazlasıyla olan ,gerek sağlık personeli gerekse idari personel tarafından sevilen ve sayılan bir idareci Sayın  Dt.Ergun Evin.Herayın sonunda başlayan Fatura maratonunda bizlerle birlikte yorulan sevgili hocamıza birkez daha buradan teşekkür ediyorum.

 

 

Şimdi Sırada Hastanemizden çektiğim Fotoğraf karelerinde; Sayın  Md.Yrd.Cevdet Bey'de Beni kırmadı  ve objektifime poz verdi.Teşekkür ediyorum...

 

Güler yüzlü Sağlık Hostesi Arkadaşlarımız

 

 

Hastanemiz Hekimlerimlerinden Sayın Ayşe ÇALIK ve Özgür YILDIZ 

 

Hastanemizden çeşitli kareler

Benimle birlikte Bu mutluluğu paylaştıklarından emin olduğum  tüm dostlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.Ayrıca Sizinle paylaşmak istediğim bir haberim daha var;  İnşallah en kısa zamanda hastanemizin websitesinde e-dergi hazırlığı çalışmalarına başlayacağım arkadaşlarımla.Bu dergimizde de sağlıkla ilgili bilgileri  ,yeni haberleri paylaşmayı umuyoruz sizlerle.

Siz değerli dostlarla inşallah o sayfalarda da birlikte olacağız.

Her zamanki gibi  Sağlık ve mutlulukla kalın.

Sevgilerimle Arzu... 

 

 

29/4/2007

3χ3 σуυηυ

                                                        

 

 

Sevgili arkadaşım Nermin ; Biliyorum ! Çok geç oldu cevaplarım ama; sen beni affedersin :)) Dimiiii :))

İnşallah cevaplarım açıklayocı olmuştur.Son günlerde aşırı yorulduğum için yine bloğumu ihmal ediyorum.(Tüm arkadaşlarım özür diliyorum)

İşte sorular ve cevaplar:

 

 

Kurallar: 3 tane yemek tarifi verip, her birini 3 yemek bloguna ithaf edip, su 3x3 soruyu soruyorsunuz...

1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?

1.1.Zonguldak ,Kayseri

1.2.Tatil icin gittiginiz, gordugunuz ve onermek istediginiz 3 yer?

1.2.İstanbul,Adapazarı,Sivas

1.3. Yasamak istediginiz (görmediginiz de olur) 3 sehir?

1.3.Sadece şehirleri sıralamak gelmedi içimden.Nedenleriyle birlikte yazmak istedim.Ben tarihi mekanlarda bulunmayı ve yaşamayı çok seviyorum.Aynı zamanda  denizi ve tabiatla içiçe olan sessiz el değmemiş bakire alanlarıda çok seviyorum.İstanbul'u çok seviyorum ama çok kalabalık bir şehir ve nefes almak gittikçe zorlaşıyor.Tarihi ve güzelim boğaz manzarasının tadını da başka hiçbir şehirde bulmamızda olanaksız.Doğanın en güzel poz verdiği şehirler bence karadeniz sahilleri.Onun içindir ki ikinci olarak yaşamak istediğim şehir Sinop olacaktır.Huzurlu ve sakince yaşayabileceğim  bir şehir  olarakta  Bursa'yı yada Kayseri'yi seçerdim.Fakat ben; sevdiğim insan veya sevdiklerim yanımda olduktan sonra her şehirde ve  koşulsuz yaşamayı seçecek olan bir insanım  :))
2.1. Su anda ki mesleginiz nedir?

2.1.Bir kamu kuruluşunca fatura biriminde çalışıyorum.
2.2. Dunyaya yeniden gelseydiniz, hangi meslegi yapmak isterdiniz?

2.2.Ben Hukuk alanında çalışmak isterdim.Aslında hala bu hedefimden vazgeçmiş değilim.Beni tanıyanlar bilir ve her zaman dediğim bir söz vardır;80 yaşıma da gelsem o cübbeyi giymeden ölmeyeceğim diye...(Rabbim nasip ederse tabii)

Adaleti çok seviyorum ve yapılan bir haksızlığa dayanamam, bana yapılmış olmasa bile yapılan  haksızlıklığın peşini bırakmayan biriyim.Her zaman Hz. Ömer'in adaletini çok sevmişimdir ve örnek aldığım bir halifedir.Kısaca Savcı olurdum :))
2.3. "Kesinlikle ben yapamazdim" dediginiz meslek nedir?

2.3. Sekreter olan arkadaşlar sakın alınmasın ama hayatım boyunca sıcak bakamadığım tek meslek dalı :((
3.1. Yasam felsefenizi olusturan sozlerden biri?

3.1. Her insan seçtiği yolda yürür;ya kendi sonuna yada sonsuzluğuna doğru...

3.2. Bir kitapdan alinma, cok sevdiginiz bir cumle veya paragraf veya bolum?

3.2. Aklın Gözyaşları Adlı kitaptan alıntı...

Hz.İbrahim (a.s)'in ateşe atıldığını duyan bir kuş ,gagasına bir damla su alıp geldi ve ateşi söndürmek için o bir damla suyu ateşin üzerine bıraktı.Hz.İbrahim(a.s),ona dedi ki:

"Kuş kardeş !Kanatlarına dikkat et.Hem senin gagandaki su,bu ateşi söndürmeye yetmez.Kaldı ki sonunda ,yine Yüce rabb'imin dediği olur."Buna karşılık ,o mübarek kuş şöyle cevap verdi:"Ben de bunun böyle olduğunu biliyorum.Fakat istedim ki : Safım belli olsun,dostluğumuz belli olsun."

 

3.3. Cok sevdiginiz bir siirin bir parcasi?

3.3.Uğur Arslan

Kavuşursak biteriz biz,
Biz mutlu sonlar katiliyiz.
Kavuşursak biteriz biz.
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz.
Herkesin bildiği bir aşk,
Herkesin attığı bir imza
Herkes gibi değiliz biz.
Belki biraz serseri,
Belki biraz deliyiz,
Ama kavuşursak biteriz biz.


Sıra ithaflarımda;;;

1.тανυк ѕσтє                                                      http://ayseyaman.blogcu.com/            

2.єкşιℓι ℓαнαηα ∂σℓмαѕı                                  http://leziz.blogcu.com/

 

3.вαℓкαвαğı тαтℓıѕı                                            http://bir1.blogcu.com/

                      

                                                 

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı
online bachelor degree home study
provided by home study online.
MySpace Codesmyspace comments --------------------------------------------------------------------------------