MySpace Graphics

Make Grunge Hearts at GlitterBell.com
HaPPy HoUsE - Blogcu - Sayfa 3



« Önceki | Sonraki »

25/4/2007

SeVgİ ÜzErİnE...

            Sevgi Üzerine

Sadece sevdim… Ama o terk etti beni. “Neden?”diye sordum… Bana; sevdiği insanın kendisine ona göstermiş olduğu aşırı sevgiden bunaldığını ve bu kadar sevgiyi hak etmediğini söylediğini anlattı;  genç bir kardeşim ve her cümlenin sonunda sadece şu sözleri söylüyordu: Tek suçum onu çok sevmekmiş…

Korkuyordu; kızının da kendisi gibi genç yaşta sevip her şeyi sevdiği insan uğruna bırakmasından. Anlatırken yaşadığı pişmanlıklar gözlerine yansıyor ama  itiraf edemiyordu. Sadece, zaman zaman okuldan arkadaşlarla bir araya geldiklerinde diğer arkadaşlarının birlikte yaptıkları gezi ve eğlenceleri gıpta ile dinlediğini ve o zamanlar dünyam sadece oydu ve ben onunla olmayı istiyordum her an diyebiliyordu. Keşke… Keşke, o günlere dönebilmek mümkün olsaydı, arkadaşlarıma da zaman ayırırdım diyebildi. Oysaki… o zamanlar sadece onun için sevdiği genç vardı. Her şey de sadece o vardı. Aldığı nefeste, yediği yemekte, düşlerinde… Ailesiyle bile tartışırdı yeri gelince. Çünkü; her şey demekti sevdiği.Tüm dünyasıydı…

Oysaki şimdi her şeyin farkındaydı. Fakat geç kalınmış bir uyanıştı. Şimdi kızı da bir genci seviyordu. Zaman zaman Tartışmalar yaşıyorlardı. Korkusu sadece kendi duyduğu pişmanlıkları kızının da ilerde duymasıydı…

Evet…  Sevmek;  güzel bir duygu. İnsanoğlu hep bir şeylerden yakınır ,dururuz. Kimimiz yeterince sevilmediğimizi düşünüp üzülürken ;kimimiz de aşırı sevgiden bunaltıp kaçırırız sevdiğimiz insanları.Nedense bunun ortasını  bulmak zor gelir biz insanlara…

 

Ölümüne aşığım… O’nsuz yaşayamam ben… Aşırı seven yada sevdiğini düşünen insanların sözleridir bunlar. Sağlıklı bir sevginin meyveleri değildir bu cümleler…

Sevmek güzeldir, Fakat  sevgi ızdıraba dönüşmedikçe… Sevdiğin insanı kendi yarattığın dünyana hapsetmediğin sürece… Fazla sevgi, aşırı ilgi nasıl ki itici  olursa, ilgisizlikte sevginin katili olabiliyor.Öyle ise orta yolu bulmakta fayda var.Hayatımızda başka sevgilere de yer vermeliyiz.Aile , arkadaş ,kitap vs… çeşitli sevgiler vardır dünyamızda.sadece bir kişiye odaklandığınız da bu güzellikleri fark edemez olursunuz.

Nasıl ki bir çiçeğin; güzel sağlıklı yetişmesi için bahçıvan zaman zaman toprağını havalandırırsa , siz de sevdiğiniz insana bu şansı vermelisiniz.Zorla güzellik olmaz zaten.Sizi sevmese sizinle olmaz…Birde bu açıdan bakılırsa yaşanılan sevdaya ; işte o zaman hayat inanın daha bir anlam kazanacaktır.Hem siz ,hem sevdiğiniz insan ve çevrenizdeki diğer insanlar emin olun daha mutlu olacaksınız.

 Yüreğinizin  kalp atışları; doğru zamanda  ve doğru kalplerde çarpması dileğimle…

 

                                                                                        Arzu /2007

21/4/2007

Yeni Sobee Oyunu...Sevdiğim Çizgi Film Kahramanları

 

 

Sevgili Aynur Ablam (papatya68 )     beni de  oyuna davet etmiş ve bende elimden geldiğimce çocukluk günlerime dönmeye çalışacağımı yazdım kendisine.Çalışacağım diyorum çünkü ben hala büyümedim ve ömrümün sonuna kadar da büyümek  istemiyorum.Neden mi? Büyüdüğüm zaman  hayata bu kadar pozitif bakabileceğimi sanmıyorum.Riyakar yüzlere sahte sevgilere ve yalan sözlere nasıl inanacağım o zaman???...

Ben herşeye rağmen hayatı ve insanları seviyorum.Onlara inanmayı ve yardım etmeyi seviyorum.Herşeyi Rabbimin rızası için yapmayı seviyorum. Yine çok konuştum farkındayım ve hemen sevdiğim kahramanları neden sevdiğimi anlatmaya başlıyorum.Haydi buyrun:

 

Sylvester'ı seviyorum...

Çünkü hiç bıkmadan,vazgeçmeden tweety'i yakalamaya çalışıyor. Herşeye rağmen yılmadan planlar yapıyor ve o kurnazca bulduğu planlar fos çıksa da yine büyük bir keyifle yeni projeler geliştiriyor.Hele de o "puuuuhaaa"diyişi yok mu bitiyorum.Bir de  benden birşey buluyorum onda;ne mi?Ben mutluluğu kovalıyorum o da tweety'i...

  

Simpsons ailesini çok seviyorum.Özellikle Bart favorim.Onu da sevme sebebim ;ben gibi çok ukala :))

 

 

Polyanna;  evet onu çok seviyorum.Yüreği sevgi dolu ve asla negatif düşünmeyen çevresine mutluluk  saçan o şirin kız.Herşeye rağmen mutlu olmayı başabilen  bir kahraman .İçinde zaman zaman özlemini duyduğu sevgiler ve hüzünler olsada asla dışa vurmayan...

Kendimden birşeyler  bulduğum için olsa gerek Polyanna'yı ve Polyanna olmayı seviyorum.Mutlu olmayı ,insanlara elimden geldiğince yardımcı olmayı sevdiğim için belkide...

Dilerim ki Çevremizde ki Polyanna'ların sayısı artar ve Mutluluğun ışığı Her insanın yüzüne yansır...

 

 

Benim favori kahramanlarım bunlar.Halen denk geldikçe izlerim ve Özellikle Sylvester ve Bart'ı izlerken gülmekten mahvolurum  desem abartı olmaz :))

 

Sanırım sıra bende oyunun devamı için arkadaşlarımı seçmem gerekiyor.Bende sevgili arkadaşlarım  siberella  ve  misss i seçiyorum.  arkadaşlarım top sizde :))

Sevgiyle ve neşeyle kalın.

 

 

 

 

 

15/4/2007

SENİ SEVMEK DEMEK...

                                                  

SENİ SEVMEK DEMEK

 

Seni sevmenin ne demek olduğunu biliyor musun?

Bir geminin, asla karaya ulaşamayacağını bilerek

Engin okyanuslara yelken açması demek…

 

Seni sevmek demek,

En nadide çiçeğe ulaşamayıp

Sadece uzaktan bakmak demek…

 

Seni sevmek demek,

Yıllarca hasretle beklenen sevgilinin

Sen olduğunu anlamak demek…

 

Seni sevmek demek,

Asla kavuşamayacağım sevdam olduğunu bilerek

Yanmak demek…

 

Dinle! Ey Sevgili!

 

Yanımda olamasan da

Bil ki kalbin bende daima

Ve ben kalbini kalbime gömdüğüm sevdamla

Sonunun olmadığını bildiğim bu yolda,

Yürüyorum inatla…

 

                                              ArZu 2007

 

                                                                                                                       

                                       

 

1/4/2007

Bugün Benim Doğum Günüm


31/3/2007

DUYGU YÖNETİMİ

Get graphics at Nackvision.comGet graphics at Nackvision.comGet graphics at Nackvision.comGet graphics at Nackvision.comGet graphics at Nackvision.com 

 

 

 

 

DUYGU YÖNETİMİ

İnsan denen varlık öylesine mükemmel bir donanıma sahiptir ki tepkisiz kaldığımız hemen hemen hiçbir olay yoktur. Hiç tepki göstermemek bile tepkisizlik tepkisi değil midir?

İnsan tepkisini ortaya koyarken duygularını kullanır. O an hangi duygu yoğunluğunu yaşıyorsa olaylar karşısında gösterilen davranışlar da o yönde gelişir genellikle. Mesela herhangi bir nedenle psikolojik sıkıntı içerisinde olan insan çevresinde gülen yüzler görmeye tahammül edemez, ister ki herkes kendisi gibi sıkıntılı olsun, bu onu rahatlatacaktır. Hepimiz yaşamışızdır; derdini bizimle paylaşmaya gelen bir dostumuza, başkalarının da yaşadığı sorunlardan söz ettiğimizde bu dostumuzun biraz da olsa rahatlamış olarak yanımızdan ayrıldığına bizzat ben çok şahit olmuşumdur. Ya da bunun tam tersi de yaşanabilir. Keyfi ve neşesi üst düzeyde olan birisi etrafında karamsar, asık suratlı insanlar görmeye katlanamaz.

Görüyoruz ki bizim diğer insanlarla olan iletişimimizi sahip olduğumuz duygularımız yönlendiriyor ve şekillendiriyor. Öyleyse olumlu duygularımızı beslemeliyiz. Peki bu nasıl olacak? Tabiî ki olumlu düşünce geliştirerek. Her gördüğümüz olumsuzlukta yakalanacak pozitif bir nokta mutlaka vardır. Bu polyannacılık oynamak değil, hayatı anlamaktır. Bu gün kara dediğine bir saat sonra ak diyen çok insan görmüşüzdür. Bu eğer bir inatlaşma sonucu değilse düşünce gelişimidir. Düşüncesini geliştirebilenler etraflarında olup bitenin farkına varabilirler.

Duygularımızın hakimiyeti altında olduğumuz sürece hatalı davranışlardan kurtulmamız mümkün değil. Duygularımızı yönetebilirsek doğru davranışlar üretebiliriz. Her insan elbette özünde her duyguyu barındırır. Bu duyguları çıkarıp çöpe atmak imkansızdır. Yapılması gereken, duyguların güzel ve doğru olana kanalize edilebilmesidir.

Duyguların akıl süzgecinden geçmemiş hali bize sadece beyaz ve siyah alanları gösterir. Sadece beyaz ve siyah alanları sıradan düşünce geliştiren insanlar da görüyor zaten. Önemli olan gri noktaları yakalayabilmektir diye düşünüyorum. Gri noktalar ise duyguların akıl süzgecinden geçirilmesiyle yakalanabilir. Tarihin yazdığı insanlar bu noktaları da görebilen insanlardır.

Yaşananlar her zaman göründüğü gibi olmayabilir. Görünmeyen tarafa bakabilmek gerekir. Ufkunu dar tutanlar dar düşünce kalıplarından sıyrılamazlar. Duygularımızı yönetebilmek ufkumuzu genişletir. Geniş ufuklar bizlere yeni fırsatları görmemizi sağlar.

Rahmetli babam bir gün bana şöyle demişti: “Oğlum! Sinirlendiğinde kendine bir dakika ayır ve elini yüzünü yıka bu senin kızgınlıkla yanlış şeyler yapmanı engeller.” Bunu üniversite son sınıfta başarabildim. Artık duygularımın beni yönetmesine ve yanlış şeyler yaptırmasına izin vermemeye özen gösteriyorum. Bunu herkes yapabilir. Öfkeyle kalkan zararla oturur atasözünü haklı çıkarmak gibi bir görevimiz yok hayatta.

Sürekli yaptığımız şeyler alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız karakterimizi, karakterimiz söz ve davranışlarımızı oluştururmuş. Eğer inat denen duygumuzu iyi yöne kanalize edersek bu inadımızı olumlu düşünme ve güzel işler yapma adına kullanabiliriz. Göreceksiniz ki güzel düşünmeyi alışkanlık haline getirdiğimizde söz ve davranışlarımız da güzelleşecektir.

Araştırmalar gösteriyor ki iş ve sosyal yaşamdaki başarıyı belirleyen, zeka puanının yüksek oluşu değil, duyguların iyi yönetilme becerisidir. Albert Einstein bir mucitti ama iyi bir yönetici değildi.

Duyguların yönetimi iki yönlüdür. Birincisi insanın kendi duygularını yönetebilmesi ikincisi ise kendi duygularını yönetebilmesi sayesinde etkileşimde bulunduğu diğer insanların duygularını anlayabilmesi ve yönetebilmesidir. Bu yazımda kendi duygularımızı yönetme üzerinde durdum. Gelecek yazımda başkalarının duygularını anlayabilme ve yönetebilme konusu üzerinde yazmaya çalışacağım.

Olumlu düşünceler dileklerimle…

 Hamza BAYINDIR

 

 

30/3/2007

Mevlit Kandiliniz Kutlu Olsun

Bu güzel günde  yanii   hem cuma gününün güzelliğinde   hemde Güzel peygamberimiz Hz.Muhammed'in Kutlu doğum haftasında tüm kalplere Yüce yaradanımın  hidayet ihsan etmesini diliyorum.ve  islam kardeşlerimin kandili mübarek olsun diyorum.sevgilerimle Arzu

27/3/2007

GÜVEN DUYGUSUNU YİTİRMEMEK ADINA...



Çağımızın en büyük sorunlarından biri olmaya başladı; güven duygusunu yitirmek.Öyle ki bazen çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz insan bile sizi yanıltabiliyor.Yüz yüze baktığınız  günün birçok saatini birlikte geçirdiğimiz insanlara farklı gözle bakar duruma geldik.
Aslında çok eskilerden beri var olan  ama giderek  artan  güvensizlik duygusu zamanımızda inanılmaz boyutlara ulaştı.Hayatımızın her aşamasında karşılaştığımız ,bazen derin üzüntüler yaşamamıza sebep olan ve bu işi meslek haline getiren insanlarla maalesef ki hepimiz karşı karşıya gelebiliyoruz.
Gerçek anlamda yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım edemez hale geldik.Acaba gerçektende ihtiyacı var mı diye sorup sonra da "aman bu da sahtekarın tekidir" diyip vazgeçtiğimiz anlar.O kadar çok doldu ki çevremiz vicdan sömürü yapan asalaklarla ,adım başı dilenen ,elinize kart tutuşturanlar vs. 

Bir de çalıştığımız işyerinde vardır, güven hırsızları Onların da amacı

sizin fikirlerinizi çalıp kendilerine aitmiş gibi başkalarına satmaktır.
Bir arkadaşım  geçen gün şöyle dedi;"Biliyor musun msn de yazdıklarımızı Amerika ve İsrail okuyormuş" . Ben de "Sorun değil, korkulacak bir şey yok, hatta onlar bizden korksunlar" dedim.  Aslında sizin de anladığınız gibi arkadaşımın burada demek istediği gizliliğimizin kalmadığı konusunda ki sıkıntısıydı.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her alandaki güvenliğin de artması düşünülür.Bu durumda şu soru geliyor aklımıza" güvende miyiz?" yoksa "savunmasız mıyız?".
Hazır konu teknolojik tehlikelere gelmişken bir diğer sorun da  internet kullanıcılarının karşılaştıkları tehlikeler. Hergün yeni bir virüs tehlikesi korkusuyla açamadığımız mailler veya bir şekilde nette  tanıştığımız insanlara karşı ikilemde kaldığımız güven duygusu.Düşünsenize karşınızdaki insanı görmeden sadece yazdıklarıyla onu tanımaya çalışıyor ve inanıyorsunuz.Ya da inanmaya çalışıyorsunuz.Başlarda bayan mı ,erkek mi olduğunu bilmeden yada belki de tanıdığınız biri olduğunu anlayamadan görüşmeyi sürdürüyorsunuz.Bir süre sonra webcam da görüşülüyor ,belki  günün birinde  buluşma ayarlayıp yüz yüze gelme şansını bulabiliyorsunuz.Buraya kadar sıra dışı bir durum görünmüyor. Bir de olayın diğer boyutuna baktığımızda her şey yazılanlar gibi değil ise ,ya  sadece  duygu istismarı yapmaksa amaç?İşte bu aşamada kafada birçok soru dans eder birbiriyle."Bu soruları kendimize yada birbirimize sormaya iten sebepler nedir?" dersek birkaçını şöyle sıralayabiliriz  ;basında takip ettiğimiz bir çok haber ,birebir kendimizin yada tanıdığımız insanlarında bu tür  olaylar karşısında mağdur olmaları diyebiliriz.İşte tüm bu olumsuzluklar güven duygumuzun sarsılmasına neden oluyor.Ve her konuştuğunuz insan için "acaba" sorusunu sormaya başlıyorsunuz.Nedendir ki hep aldatmak insanlara cazip gelir.Neden dürüst olmak bu kadar zordur.Oysa ki her insan biraz olsun güvende olmak  ister?Madem hepimiz güven duymaya bu kadar hasretiz  neden başkalarına bu güveni veremiyoruz.
Güven duygusunun yitirilmeye başladığı bir başka kurum da aileler.Eşlerin birbirlerine ,çoçukların anne babalarına tabii tam tersi olarak ebeveynlerin de çoçuklarına karşı yitirdikleri güven duygusu.Artık çok kolay yalanların söylendiği bir çağda yaşıyoruz. Durum böyle olunca da güvene hasret olarak sürekli şüphe içinde  hayatlarımızı sürdürmeye mecbur kalıyoruz.

Gelin hep birlikte Bir ağaç dikelim.bu ağaç ki tıpkı asma ağacının dalları gibi birbirlerine tutunarak kök salsın ve kuvvetlensin.meyvesi de GÜVEN olsun…
sevgiyle kalın ve hep kalbiniz güvenle dolu olsun…

Saygılarımla

Arzu

 

 

25/3/2007

SOBEeee

Sevgili arkadaşım Damla (Cedene )İnan ki  hakkımda yazdıkların beni çok onurlandırdı ve  mutlu etti.Güzel duygu ve düşüncelerin için teşekkür ediyorum.Ayrıca eğitimci bir arkadaşımın yazılarımı severek okuması ,takip etmesi inanılmaz bir mutluluk.

bende senin gibi tüm blogcu arkadaşlarımı sevdiğimi belirtmek istiyorum.her bir arkadaşımın blogunda ayrı bir tat ve haz alıyorum.bazen çok şirin bir surat ile bazen şaşırtıcı bir pasta bazende o kadar güzel ve kokusunu burnumun ucunda hissedebildiğim güzel ekmek tarifleriyle karşılaşıyorum.Dünyanın dörtbir yanından hiç birbirimizi görmeden sadece yüreklerdeki paylaşım sevdasıyla bu sayfalarda buluşuyoruz ve birarada olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.Arkadaş listemizde bir çoğumuzunda tanıdığı sevgili ablalarımız Filiz Abla,Aynur Abla(papatya38),Zehra Abla (Zehra50) onların enfes yemekleri sevgili Zerrin (miss)Kıbrıs yavru vatanda hazırlayıp yaptığı güzelim ekmekler bu arada sevgili siberella da çok güzel ekmekler yapıyor,sevgili aslı (yumurtasepeti)ve kirazenin yaptığı değişik pastalar ilk gözağrım sevgili arkadaşım baharçiçeği öznurun güzel güzel yemekleri ,neslinur78 canım arkadaşım emelin cici kızı cırcır böceğim ve bazen adını koyamadığım tatlılarımın isim annesi sevgili diyoloğyemekleri yani süheyla ve tabiki tüm arkadaşlarım iyiki varsınız ve iyiki bloglarınınız var.çünkü herbirinizin özenle hazırladığınız o sayfalarda ayrı bir tat ve lezzet buluyorum.

ben burada yeni tanıdığım bazı arkadaşlarımı ve yemek dışında başka tatlarıda bulabileceğimiz farklı blogcu arkadaşlarımı sobelemek istiyorum.

öncelikle hepimizin zaman zaman sıkıntılı  olduğu anlarda gülmek istersek ziyaret edebileceğimiz bir adres

1-) http://geyikbahcesi.blogcu.com/

ikinci olarak güzel şiir ve yazılar okuyabileceğiniz  

2-) http://bizimada.blogcu.com/

güzel takı tasarımlarını bulabileceğiniz bir blogcu arkadaşımız

3-) http://maviboncukhobi.blogcu.com/

son olarakta yeni tanıdığım iki  blogcu arkadaşımı eklemek istiyorum bu sobeleme oyununa

4-) http://balpetek.blogcu.com/  

5-) http://ellerefidanboylumellere.blogcu.com/

 

Ve tekrar tüm arkadaşlarım sizi tanımaktan dolayı duyduğum mutluluğu bir kez daha söyliyerek sevgi ve selamlarımı yolluyorum.sağlık ve huzurla kalın.sevgiler Arzu...

 

 

17/3/2007

Meral'in Şalı Yapım:6

 

Şalın çizim tablosunuda ekledim.Şalınızın büyüklüğüne göre motif sayınız değişecektir.Meral 11 sıra yaptı fakat 13 sıralı daha iyi oluyor.bu arada ben panco yapıyorum kendime.bitirince onu burada göstereceğim .en son şalın çevresine örümcek ağı modeli ile 5 sıra gidilir.benden bu kadar.umarım anlatım ve resimler açıklayıcı olmuştur.

yapacak olan arkadaşlarımın hepsine kolay gelsin diyorum.

sadece şal yapmayıp farklı yaratıcılık gücünüzle değişik güzelliklerde yapabilirsiniz aslında bunu boşa yazdığımı biliyorum çünkü sizler mükemmel bayanlarsınız ve harikalar çıkarıyorsunuz zaten yaptıklarınızla.

 

Hepinize güzel haftasonları diliyorum ve hepinize sevgilerimi yolluyorum.Arzu

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı
online bachelor degree home study
provided by home study online.
MySpace Codesmyspace comments --------------------------------------------------------------------------------